Tarihteki İlk Simyacılar Hakkında Tarihi ve Felsefi Bilgiler

Simya herhangi bir maddeyi altına veya değerli başka bir metale dönüştürmeyi amaç edinmiş bir çeşit bilim ve büyü karışımı bilgiler bütünüdür.

Simya sözcüğü ilk olarak, Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Anlamı: “Büyü, sihir” dir. Arapça سيمياء sözcüğünden alıntılanmıştır.

Bilinen İlk Simyacılar Hakkında Bilgiler

En çok bilinen ilk özgün simya çalışması İS. 3. yüzyılda Panapolis ‘li (Mısır) Zosimus ‘undur. Simyanın, Mısır’ın rahip-kral ve rahiplerin yüce sanatı olduğunu ve bunu gizli tuttuklarını savunur. Onun zamanında Mısır bir Roma eyaletiydi.

 

401 ve sonrasının Ptolemais Piskoposu Synesius, simya ve düşler üzerine yazan gerçek bir yazardı ve reenkarnasyona inandığını belirtti. Ancak, daha sonraki bir tez büyük olasılıkla sahtetir. Beşinci yüzyılda Doğuda beliren Olympiodorus, Yahudi Mary ve yetkililer olarak Synesius’dan söz eden simya üzerine bir eseriyle saygı gördü. Yaklaşık 480′de yazan Gazali Aeneas’m ölümsüzlük ve dirilişle ilgili bir kitabı, Theophrastus, vardı. Platoncu felsefeyi izledi, 485′te Hıristiyan oldu ve simya uygulamaları gibi görünen bazı işlemleri kaynak olarak gösterdi.

 

İskenderiye’li Stephanus, simyayla ilgili, muhteşem bitki ve minerallerden ve onların dönüşümlerinden söz eder biçimde yazdı,3 ancak deneyler gerçek¬leştirmemiş gibi görünür. Eğitimin önemli bir savunucusu olan Bizans İmparatoru Heraclius’un (ö. 641) sarayında önde gelen bir kişiydi. Bir başka yazar olan Archelaus da (yaklaşık 715) simya simgeciliğini kullanır, ancak onun konularının teolojik olduğu açıktır.

Ancak, “Arap Prensi ve Filozof Geber ya da Câbir’le ilişkilendirilen eserlerde, uygulamalı deneyler çoğunluktadır.

 

 

 

Câbir 721-776′da yaşadı, ancak varsayılan eserleri 14. yüzyıla dek tanınmadı ve Arap kökenli olmasına karşın iz-leyicilerince yazılmış olabilir. Bazı bölümleri Tyana’lı Apollonius’un olduğu iddia edilir. Belli ölçüde doğru kimyasal bilgiler içerir, metallerin sülfür ve cıvanın bileşiminden oluştuğu kuramını ileri sürer. Gerçekte, sülfür sıcak ve kuru doğanın, cıva ise soğuk ve nemli doğanın ruhsal taşıyıcılarıydı.

Ayrıca, doğa dört elementi oluşturmak için maddeyle birleşir (ateş, sıcak ve kuru; hava, sıcak ve nemli; su, soğuk ve nemli; toprak, soğuk ve kuru).

 

Bu kuram Ortaçağ’da çok benimsendi. Câbir kesinlikle, hiçbir doğaüstü etkin maddenin yardımı olmaksızın altın yaptığını iddia etti. Ancak, gezegenlerin topraktaki metallerin oluşumunu etkilediği sanıldı.

Simyaya ilk inananlar arasında Papa II. Leo (795-816′da görevdeydi) sayılır. O, Charlamagne’yi imparator ilan eden papadır ve ona bir elkitabı4 ya da majî tezi gönderdiği söylenir. Charlemagne’nin, bu el kitabının insan ve hayvanları tehlikelerden koruma gücü olduğunu doğrulayan bir mektubun kaydı vardır. Simyaya inanan bir başkasının da, döneminin putkıranlarm karşıtı olan Constantinopolis Başpiskoposu Nicephorus (806-815′de görevdeydi) olduğu söylendi.

 

Fahreddin el-Râzî (850-923)

Pers devletinde doğan bir Müslüman hekimdi. Birçok konuda yazdı, ancak çoğu simya ve tıpla ilgiliydi. Çoğu simyacıdan farklı olarak, tanımlamaları oldukça açıktır. Araçları arasında, Ortaçağ simyacılarının sürekli kullandıkları, ocaklar ( athanor ), imbik ( alembic ), havan tokmağı ve havan gibi birçok araç-gereç vardı. Büyük bir madde derlemesi vardı ve bunları altı grupta sınıflandırdı: Ruhlar, metaller, taşlar, maden sülfatları, borakslar ve tuzlar. Çözülme, buharlaşma, kristalleşme, damıtma ve yakma gibi tanımladığı işlemler, ileride söz edilecek olan Ortaçağ simyacılarından çok, çağdaş kimyagerlerce daha kolay anlaşılır.

 

Transmutasyona inanırdı ve bu işlemle doğduğu yer olan Horasan’ın hükümdarı Emir Almansour’un dikkatini çekti. Emir, altın yapması için Râzî’nin aletlerine çok para harcadı. Ne yazık ki, simyacı değerli metali yapmakta başarısız oldu. kendi kitaplarından biriyle başına sürekli vuruldu ve söylenilene göre bu yöntem kör olmasına neden oldu. Büyük bir yoksulluk içinde öldü. Ortaçağ kültürünü önemli ölçüde etkileyen bilgili birkaç Arap yazar simya üzerine yazdı.

 

İbni SinaW (980-1037) simya okudu, Râzî’nin yaptığı gibi, simyakuramlarını yazdı, ancak kendisinin ya da bir başkasının altın yapabileceğini yalanladı. Yaptıklarının altına benzediğini, ancak sahte olduğunu söyledi. İbni Sina’nın bilimsel görüşlerini etkilediği sanılan (870-950), sesin hava titreşimleriyle bağlantılı olduğu gerçeğini de içeren bir dizi fiziksel buluş gerçekleştirdi. Her şey üzerine yazdı ve diller konusunda inanılmaz ölçüde bilgiliydi. El-Majratî (Maslama ibn Ahmed) bir simya eseri olarak gökyüzü haritası ve usturlaba ilişkin yazılar yazdı.

 

Mohammed ibn Umail,

 

 

 

FarabiW Gümüşi Su ve Yıldızlı Toprak ve Hilal Ay’a Güneşin Mektubu ” olarak çevrilen tuhaf başlıkla simya eserleri yazdı. Bu eserlerin Latince çevirileri Ortaçağ’da çok popülerdi, ancak yazara ilişkin çok şey bilinmiyordu. Sözü edilen her iki yazar da, İspanyol Halife II. Al-Hakam’m (961-976) döneminde belirdi.

 

Ayrıca, onuncu yüzyılın sonunda, Persli Abu Mansur Mu-vaffah birçok kimyasal buluş gerçekleştirdi. Sodyum karbonatla potasyum karbonat arasındaki farkı belirledi ve yalnızca bileşikleri olsa da, arsenik ve antimuanı biliyordu. Ameliyatta, ısıtılmış alçı taşının eklendiği, yumurtanın beyazından oluşan bir sıvanın kullanımından söz eder.

 

Glastonbury Başrahibi, Worchester Piskoposu, Londra Piskoposu ve Canterbury Başpiskoposu olan, döneminin en güçlü kişilerinden biri Aziz Duns-tan’m (910-988), başarıyla kara maji uyguladığı yaygın kabul görüyordu. Kuşkusuz birçok kimyasal deney gerçekleştirdi. Söylenceye göre, bir gün demir döverken şeytan belirir. Azizin elinde, uçları ateşin içinde bulunan bir maşa vardı ve bu maşayla şeytanı burnundan yakaladı ve o kükreyip sızlanırken onu bir süreliğine öylece tuttu.

Önceden gördüğümüz gibi, Gerbert, Papa II. Sylvester’m (940-1003) maji uyguladığı ileri sürülür ve simyacılar arasında da saygın bir yeri vardır.

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Tarihi seven tarih araştırmaları yapan bir öğretmenim. Tarih öğretmeni değilim ancak tarihi çok seviyorum. Özgün tarihi bilgiler veren yazılar yazıyorum. Tarihsever herkesi de bu platforma bekliyorum. I just love history.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Bu yazıya yorum yazın.

    Unutmayın, düşünceleriniz başkalarına yararlı olabilir.