Tarihi Mavisakal Öyküsü Özeti ve Felsefesi

Herkesçe bilinen mavisakal öyküsü, 1697′de C. Pettault‘ın eserlerinde ortaya çıktı. Hakkında bilinen ayrıntıların çoğu oldukça doğru olan, laval markizi, Fransız Mareşal Gilles de Rais‘in ( ö. 1440 ) yaşam öyküsü dayandığı sanılır.

Babası oniki yaşındayken öldü ve oğluna, olağanüstü ölçülerde mülk ve krallın serveti kadar bir servet bıraktı. Azize Jan D’ark‘ın ateşli savunucularından biri olması nedeniyle, seçkin askerlik görevi sırasında Mareşal oldu. Savaş meydanına çıkar ve düşlenebilecek olağanüstü biçimde savaşırdı. Yolculuklarında ona ikiyüz atlı birlik eşlik ederdi: gösterişli av yolculukları, o bölgenin dilindeydi. Şatosu, eğlenmeye gelen herkese açıktı.

 

 

Özel bir tiyatrosu ve büyük bir tiyatrocu grubu vardı. Hiç bir kilise, kendine özgü küçük kilisesi kadar gösterişli değildi ve içindeki eşyaların çoğu altındandı. Başvaiz bir piskopostu, beraberinde bir çok rahip vardı ve Mareşalın, her biri için piskoposluk tacı almaya çalıştığı söylenir.  Cesur, yakışıklı, mavi-sakallı ve o günün bilimini iyi bilirdi.

 

Bir süre, savurganlık sayılabilecek ölçülerde ve her türlü zevkin ardına düşüerek yaşadıktan sonra, daa çok paraya gereksinimi olduğunu gördü ve bazı mülklerini sattı. Bu bir süre böyle sürdü, ancak varisleri buna karşı çıkmaya başladı, kral ve parlamentoyu, diğer mülklerin elden çıkmasını önlemeleri için ikna ettiler. bu arada, bir süre için de Rais’in yanında kalacak olan bazı simyacılar buldu.

 

Bir ara, onun için altın yapmaya çalışan, ancak başarılı olamayan yirmi simyacı vardı. Bir gün çalışanlarından biri, varlıklı olmanın daha hızlı bir yöntemi olduğu ipucunu verdi. Yavaş yavaş şeytanca yöntemler önerdi ve Gilles De Rais şeytandan yardım istemeye ikna oldu.

 

Gilles ve usta gizlice, geceyarısı ıssız bir yere gittiler. Gilles, utanın bir tür sara krizine tutulduğunu gördü, ancak başka birşey olmadı. Usta , şeytanın leopar olarak geldiğini gördü. Ancak başka birşey olmadı. Usta, şeytanın leopar olarak geldiğini, ancak Gilles‘in  yeterince inanmadığı için onu  göremediğini söyledi.

 

Ayrıca, bazı otlara gereksinimleri olduğunu, bu otların yanlızca ispanya ve afrika’da yetiştiklerini söyledi. Usta, bu otları bulup getirmek için yola koyuldu, ancak bir daha asla görünmedi.

 

Gilles De Rais, bu kez başka bir simyacı olan Prelati‘ye şeytandan yardım isteme olasılığını danıştı. Prelati ona, kendi kanıyla bir anlaşma yazması ve küçük bir çocuğu kurban etmesini önerdi. Bunları yaptı ve Prelati’nin Barron adında bir şeytanla iletişime geçmesi gerekiyordu. Birçok geçikme ve düşkırıklıkları sonrasında, Gilles de Rais  hacca gideceğini açıkladı.

 

O ara, genç bir kadınla yeni evlenmişti. Mezeray’e göre, yedinci eşiydi. Gilles De Rais giderken, Leydi De Rais‘e ne olursa olsun, düğmesine basıldığında açılan bir kapı düzeneği olan belirli bir kuleye girmeye çalışmamasını söyleyerek, şatonun anahtarlarını eşine bıraktı. Şatonun lordu giderken, Leydi De Rais‘in yanında kızkardeşi annesi vardı.  Leydi De Rais Bebek bekliyordu.

 

Elbette, lord gittikten sonra iki kadın gizemli kuleye girmenin bir yolunu aramaya başladı. Sonunda düzeneği bulup çalıştırdılar ve kulede neler olduğunu araştırmaya başlardılar. Dehşet içinde , kurban edilmiş olan sayısız bebek cesedi buldular. Daha da kötüsü, Leydi de Rais kan dolu bir tası devirdi ve giysisini yekeledi.

 

Bu arada Gilles De Rais gerçekte , evinden çıkmayı reddeden Prelati’yi ziyarete gitmişti. Prelati De Rias’de daha da ileri gitrmek istemedğini, çkünkü şeytanın bu kez De Rais’in doğmamış çocuğunun kurban edilmesini istiyordu.

 

Ancak tümüyle çıldırdığı belli olan De Rais, Prelati’nin kendisiyle gizemli kulemeye gelmesi için ısrar etti. Böyede yaptılar ve Leydi De Rais’in sırrı öğrendiğini gizleyememesi üzerine, bu korkunç olayı gerçekleştirmek için hazırlıklara başladı. Prelati araçları çıkardı ve bazılarına göre, Şeytan ayini başlatmış oldu.

 

Anlaşılan o ki, Leydi Anne kulenin tepesinden askerlere işaret gönderiyordu ve askerler bunu iki erkek kardeşine söyledi. De Rais’in yokluğunda iki kız kardeşinin nasıl olduğunu merak eden ve işaretler göndermesine şaşıran iki erkek kardeş, onları ziyaret etmeye karar verdi.  Kardeşler, korkunç kurban töreninden hemen önce, silahlı muhafızlarıyla şatoya geldi. De Rais ve Prelati korkunç olayı ertelediler ve konukları ağırlamaya indiler.

 

Bu arada  Gilles’in adamları bebeklerin kaçırıldığını duymuştu. İki kadın erkek kardeşlerine olayı anlattı.  ve muhafızlar hemen çevrelerini sardı. De Rais, adamlarına saldırmalarını emretti, ancak korkunç dedikoduların yayılması nedeniyle etkili bir savunmada bulunulmadı.

Nantes Piskoposu, Bretagne lordlar knunda egzinisyon piskoposu ve söz edilen psikoposla birlikte eyalet parlemento başkanı tarafında yargılandı.

Duruşmada en korkunç kanıt öne sürüldü. Neredeyse yüz çocuk, tedavüz edildikten sonra öldürülmüştü. Prelati diri diri yakıldı, Gilles De Rais boğuldu ve sonra cesedinin bir bölümğ yakıldı.

Ülkesine önceden hizmet etmiş olması nedeniyle gömülmek için bedeni ateştan çıkartıldı. Bir diğer yardımcısı da yakıldı.

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Tarihi seven tarih araştırmaları yapan bir öğretmenim. Tarih öğretmeni değilim ancak tarihi çok seviyorum. Özgün tarihi bilgiler veren yazılar yazıyorum. Tarihsever herkesi de bu platforma bekliyorum. I just love history.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Bu yazıya yorum yazın.

    Unutmayın, düşünceleriniz başkalarına yararlı olabilir.